tag:blogger.com,1999:blog-120233952009-02-20T22:23:07.965-08:00helyum'un silgisihelyumhttp://www.blogger.com/profile/08690556163910230101noreply@blogger.comBlogger2125tag:blogger.com,1999:blog-12023395.post-1121197986852419162005-07-12T12:50:00.000-07:002005-07-12T12:53:06.863-07:00Kelime olarak Yalnızlık.,.Canan’a;<br /><br />Kelimeden önce Yalnızlık vardı. ve Kelimeden sonra da var olmaya devam etti Yalnızlık. Kelimenin bittiği yerde başladı; Kelime söylenemeden önce başladı. Kelimeler, Yalnızlığı unutturdu ve Yalnızlık, Kelimeyle birlikte yaşadı insanın içinde. Kelimeler, Yalnızlığı anlattı ve Yalnızlığın içinde eriyip kayboldu. yalnız Kelimeler acıyı dindirdi ve Kelimeler insanın aklına geldikçe, Yalnızlık büyüdü, dayanılmaz oldu.<br /><br />Hep düşünmüşümdür. Tam olarak neydi tanımı yalnızlığın? Anlaşılır bir adresi, dişe dokunur bir kerameti var mıydı? Hep düşündüm. ya sonuçlarından korktum ya da kendimle yüzleşmekten. Ama o daha cesur çıktı işte. Her şeye rağmen yaptı tanımını yalnızlığın. Hem de hiç korkmadan. Hem de kelimelerle. Kelimenin bizzat kendini kullanarak. Bir korku vardı ya bende: Ya olmuyorsa? Ya tutunamıyorsam. oldu işte. tam da burada . tam da tutunamazken.<br /><br /><br />İkinci defa okuduğum oğuz atay’ın tutunamayanlar kitabı hakikaten de tutunanların anlamayacağı , tutunamayanlarınsa pişman olacağı bir üslupla yazılmış. Çok pişmanım………..<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12023395-112119798685241916?l=helyum.blogspot.com'/></div>helyumhttp://www.blogger.com/profile/08690556163910230101noreply@blogger.com4tag:blogger.com,1999:blog-12023395.post-1118246114374162732005-06-08T08:52:00.000-07:002005-06-08T08:55:14.380-07:00bah,konçerto,numaraSEBASTİAN BAH'IN1 NUMARALI DOMİNÖR KONÇERTOSU<br />Güz sabahı üzüm bağında sıra sıra, büklüm büklüm kütüklerin tekrarı, kütüklerde salkımların, salkımlarda tanelerin, tanelerde aydınlığın. Geceleyin çok büyük, çok beyaz evde her birinde ayrı ışık pencerelerin tekrarı. Yağan bütün yağmurların tekrarı, toprağa, ağaca, denize, elime, yüzüme, gözüme ve camda ezilen damlalar. Günlerimin tekrarı, birbirine benzeyen, benzemeyen günlerimin. Örülen örgüdeki tekrar, yıldızlı gökyüzündeki tekrar, ve bütün dillerde "seviyorum"un tekrarı, ve yapraklarda ağacın tekrarı, ve her ölüm döşeğinde acısı tez biten yaşamanın. Yağan kardaki tekrar, incecikten yağan karda, lapa lapa yağan karda, buram buram yağan karda,esen tipide savrularakve yolumu kesen kardaki tekrar. Çocuklar koşuyor avluda,avluda koşuyor çocuklar. İhtiyar bir kadın geçiyor sokaktan,sokaktan ihtiyar bir kadın geçiyor,geçiyor sokaktan ihtiyar bir kadın. Geceleyin çok büyük, çok beyaz evde her birinde ayrı ışık pencerelerin tekrarı. Salkımlarda tanelerin,tanelerde aydınlığın. Yürümek iyiye, haklıya, doğruyadövüşmek yolunda iyinin, haklının, doğrununzaptetmek iyiyi, haklıyı, doğruyu. Sessiz gözyaşın ve gülümsemen, gülüm,hıçkırıkların ve kahkahan, gülüm,pırıl pırıl beyaz dişli kahkahanın tekrarı. Güz sabahı üzüm bağında sıra sıra, büklüm büklüm kütüklerin tekrarı kütüklerde salkımların salkımlarda tanelerin tanelerde aydınlığın aydınlıkta yüreğimin. Tekrardaki mucize gülüm,tekrarın tekrarsızlığı... 23 Şubat 1958, Varşova<div class="blogger-post-footer"><img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/12023395-111824611437416273?l=helyum.blogspot.com'/></div>helyumhttp://www.blogger.com/profile/08690556163910230101noreply@blogger.com0